James Bond 007 Blood Stone Oyun İncelemesi

James Bond 007 Blood Stone İncelemesi

Öyle tutorial’lar, giriş kısımları, uzun açıklamalar içeren oyunlardan çok uzun süre önce soğudum. Şurada 132 yıldır oyun oynuyorum, artık bana “sağa yürü, geriye bak, silahını ateşle” diye gösterme yani. Öğretmek istediğin bir şey varsa, o da oyuna özel hazırladığın hareketler olsun, gerisini ben zaten yaparım.

Bakın James Bond’un yeni oyunu bu konuda son derece iyi. Oyuna başladığınız saniye bir gemiye paraşütle iniyor ve saniyeler içerisinde hem siper alıyor, hem ateş ediyor, hem koşuyor, hem de
düşmanınızın suratına bir tane yumruk indiriyorsunuz. X’e basıp siper almak, L1 ile nişan alıp R1 ile ateş etmek (Oyunu PS3’de oynadım da…) o kadar kolay ki bunun için uzunca bir tutorial bölümü
eklenmemiş; pek de güzel olmuş.

James Bond 007 Blood Stone Konusu ve Oynanışı
James Bond 007 Blood Stone İncelemesi ve Konusu

James Bond 007 Blood Stone Oynanışı Nasıl?

İlk bölüm çok acayip. O kadar hızlı ilerliyor ki neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Bir bombanın patlayacağını söylüyor Bayan M ve Bond da bu bombayı bulmaya çalışıyor. Gemiye paraşütle indikten hemen sonra birkaç tane adam pataklıyor ve gemiye son hız gelen bir roketten kaçmak için bir sürat motoruna atlıyor. Şimdi sürat motorunu kontrol etme vakti ve bize roketatarıyla ateş eden adamı yakalamak için hızlı olmalıyız. Yolumuzun üzerinde bu adamın korumaları bize ateş ediyor ve onlara yeterince yaklaşınca, biz de onları öldürebiliyoruz.

Motordan indikten sonra bir kısım çatışmaya daha giriyoruz ve ardından aracımıza atlıyoruz! Şimdi de bir jipin peşinden gitmeliyiz ve o jipi kesinlikle durdurmalıyız zira bomba, o jipte. Gazı köklüyor,
araçları solluyor ve jipi yakalıyoruz. Ve bundan sonra, oyun başlıyor…

Asıl konu, patlayacak ve Bond’un patlattığı bomba değil. Konu daha büyük, daha karmaşık. Bir biyolojik silahtan bahsediliyor. Bu silah üzerinde çalışan adamı aramaya koyuluyoruz. Onu aramaya
koyulmuşken saldırıya uğruyoruz. Bize saldıran adamların ele başını yakalayalım derken de işin içinde çok daha büyük isimlerin olduğunu görüyoruz.

James Bond 007 Blood Stone İncelemesi
James Bond 007 Blood Stone İncelemesi

James Bond 007 Blood Stone Konusu

Yani nedir, konu alıştığınız James Bond senaryosu. Büyük bir komployu ortaya çıkartmamız gerekiyor, ötesi yok. Bunu tek başına yapabilecek tek insanın da James Bond olduğunu
düşünüyor patronu ve onu koskoca bir orduyla karşı karşıya getiriyor.

Konu İstanbul’da başlıyor. Yer altındaki büyük bir kazıya inmemiz gerekiyor ve bunu yaparken, bir ton adam bize saldırıyor. Abartmıyorum, bu oyunda herkes bize saldırıyor arkadaşlar. Sürekli bir saldırı halindeyiz. Yani İstanbul’daki bir kazıda bu kadar çok silahlı adam ne arıyor, önce onu sormak lazım bence.

Siper alma üzerine kurulu bir savaş sistemi getirilmiş oyuna. Bana sorarsanız bu hem Bourne’un oyununa benziyor, hem de siper alınarak ilerlenen herhangi bir oyuna. (Mafia II’yi de andırdı çokça.) Siper aldıktan sonra L1 ile siperden çıkıyor ve R1 ile ateş ediyoruz, yazının başında da söylediğim
gibi. Eğer siperden çıkma işlemi sırasında hedef noktası rakibe çok yakınsa, hedef otomatik olarak rakibinizi yakalıyor ve onu kolayca ortadan kaldırıyorsunuz. Kolayca kelimesi burada önemli bir yere sahip zira bu oyun kolay. Hem de çok. Bond fazla kurşun yiyemiyor, yere iniyor kısa sürede ama zaten rakiplerinizin sizi vurması için kabak gibi ortada durmanız lazım. Siz ise onları o kadar kolay vuruyorsunuz ki hepsi birer hedef tahtası gibi gözüküyor size. Hatta makineli tüfekle ateş eden bir
adama koşarak yumruk bile atabiliyorsunuz, o kadar kötü bir nişancılığa sahipler.

James Bond Blood Stone Focus Özelliği

Düşmanlarınızı silahla vurmanın yanında, Kare tuşunu kullanarak tek seferde tekme tokat da yere indirebiliyorsunuz. Bunu aslında görünmeden yapmanız istenmiş fakat düşmanlarınız sizi gördüğünde de onlara bu hareketi yapabiliyorsunuz. Her başarılı “takedown” size bir adet Focus veriyor ve Focus özelliği de Splinter Cell: Conviction’dan araklandığını vurgularcasına, zamanı
yavaşlatarak düşmanlarınızı hedeflemenizi ve onları tek vuruşta öldürmenizi sağlıyor. Ama ne demiştim, oyun kolay. Kolay olduğu için de bu özelliği hiç kullanmadan da oyunda ilerleyebiliyorsunuz.

Sürekli birilerini vurmanın yanında, konunun ilerleyişine göre heyecan oranı yüksek bölümler de
karşımıza çıkıyor. İstanbul’daki kazıda yer alan ve dev tüneller açmak için kullanılan aracın aniden çalışması ve ondan kaçmaya çalışmamız, gayet güzel bir sahneydi örneğin. Buna benzer diğer örneklerde işin içine araçlar da karışabiliyor.

Araba kullanımı oyunun birçok yerinde karşınıza çıkıyor. Araç kontrolü fena sayılmaz ama tasarlanan bölümler birer felaket. 90 derece dönüşler mi istersiniz, 180 derece olanlar mı… Aracı bir yerlere çarptırmadan ilerletmek imkansız. Bir de buna trafiği eklerseniz…

Bu oyunla ilgili tek güzel şey, çok hızlı ilerleyen bir oyun olması. Bir dakika bile oyalanmıyor ve sürekli bir takım işler yapıyorsunuz. Maalesef geriye kalan her şey, orijinallikten grafiklere, detaylardan oyun mekaniğine kadar, her türlü konu sınıfta kalmış durumda. Piyasada çok daha iyi örnekler varken, bu oyuna göz atmaya değmez.

You May Also Like

About the Author: rakunpelikanoglu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir